5 Şubat 2018 Pazartesi

Martı - Anton Pavloviç Çehov


Çehov 1895'te tiyatro eleştirmeni ve dramaturg A. S. Suvorin'e yazdığı mektupta Martı 'dan şöyle söz eder: "Üç kadın, altı erkek karakterin yer aldığı, manzaralı (göl görünecek arkada), dört perdelik bir komedi; bolca edebi lakırdı, az aksiyon, seksen kilo kadar da aşk… Tüm dramaturji kaidelerinin aksine piyes forte başlayıp, pianissimo bitecek." Gerçekten de bu oyunda 19. yüzyılın geleneksel olay örgüsünü tersyüz etmiş, tıpkı Martı 'daki genç oyun yazarı Treplev gibi, yeni biçimler keşfetmiştir. Gerçek hayata öykünerek dünyevi, gündelik ve sıradanla, önemli ve ciddi olanı yan yana getirmiştir. Oyunun karakterleri kendileriyle, hayattan beklentileriyle, özlemleriyle fazlasıyla meşguldür. Hepsi de başarı, mutluluk ve bütünlük arayışındadır. Onlarda ağır basan başka bir yerde olma özlemi; fırsatların boşa harcandığına, umutların boşa çıktığına dair bir duygu Çehov'un başlıca karakteristiğidir.
**

"Hayatı olduğu ya da olması gerektiği gibi değil, hayalimizde canlandırdığımız gibi betimlemek gerek."

Oyun Sorin'in çiftliğinde geçer. Sorin Arkadina'nın abisidir. Arkadina ise aktris ve Treplev'in annesidir. Nina zengin bir çiftlik sahibinin kızıdır. Şamrayev emekli üsteğmen ve çiftliğin kahyası. Andreyevna Şamrayev'in karısı ve Maşa onların kızları. Boris yazar, Yevgeni doktor, Medvedenko öğretmen, Yakov işçi, aşçı ve hizmetçi kızdan oluşmaktadır oyun. 

4 perdeden oluşan bir tiyatro oyunudur Martı. Bir aşk hikayesini,mutsuzluk içinde geçen hayatları anlatmaktadır. Okuduğunuz da bu aşkların karşılıklı olmadığını göreceksiniz ve kitap bizi bir süre sonra umutsuzluğa götürecek.
Bir tiyatro yapıtını okumak ve o hikayenin içine dalmak zordur ama Çehov'un kitabında hiç zorlanmıyorsunuz ve hikaye sizi hemen içine çekiyor. Kısacık olan bu oyunu severek okuyacağınıza eminim.

3 Şubat 2018 Cumartesi

Geleceği İnşa Eden Adam - Elon Musk


Bir sarı sayfalar sitesi olan Zip2’nin, Dünyanın ilk çevrimiçi bankacılık sistemlerinden olan X.com’un, En büyük çevrimiçi ödeme sitelerinden biri olan PayPal’ın, İlk elektrikli spor arabayı üreten Tesla Motors’un, Güneş panelleri üreten SolarCity’nin ve Bizleri geleceğe taşıyan uzay taşımacılığı şirketi SpaceX’in arkasındaki isim olan Elon Musk aynı zamanda bir mucit, bir kâşif, bir mühendis ve bir girişimcidir. Geleceği İnşa Eden Adam’da, Elon Musk’ın başarısının sırrını keşfedecek, ayrıntılı başlıklar sayesinde bir biyografi okuyormuş gibi hissedecek ve her şeyden önemlisi, ona “Gerçek Dünyanın Iron Man’i” denmesinin geçerli sebepleri olduğunu göreceksiniz.
**

“Yaratmaya çalıştığınız şey ne olursa olsun, bir şeyin mevcut duruma göre yaratacağı fayda, etkileyeceği insan sayısına göre değişir. Bu nedenle büyük fark yaratan ve küçük bir grubu etkileyen bir şey üretmek kadar, küçük bir fark oluşturan ama çok sayıda insanı etkileyen bir şey üretmenin de önemli olduğunu düşünüyorum.”

Teknoloji,uzay ve yapay zeka denilince akla gelen bir isim Elon Musk. 12 yaşındayken kendi yazdığı Blastar adlı uzay oyunu ile ilk yazılım satışını yaptı. 1999 yılında X.com'un ortak kuruculuğunu yaptı ve daha sonra PayPal'ı oluşturdu. 2002 yılında ise SpaceX'i kurdu. Tesla Motors firmasının projesine 2004 yılında katıldı. SolarCity şirketinin kurulmasına yardımcı oldu. 46 yaşındaki bu dahi SpaceX'te CEO ve baş tasarımcı, Tesla Motors'da başkan,CEO ve ürün mimarı ve SolarCity'nin de başkanıdır.


"Sadece okuyun ve insanlarla konuşun ama özellikle kitap okuyun. Okumayla kazanılan veri aralığı, biri konuşurken kazanılandan çok daha büyüktür. ''

Kitap önsözünde Musk'ın hayatını ve amaçlarını anlatıyor ve daha sonra Musk'ın konuşmalarını konularına ayırarak bizlere sunmuş. Yaptıklarını, yaşadıklarını ve hayatını okudukça etkilenmemek elde değil. Altını çizdiğim bir sürü sözü oldu ve hepsi beni çok etkiledi. Teknoloji,mühendislik ve uzay gibi konulara ilginiz varsa ya da bunlara hiç ilginiz olmasa bile dünyada fark yaratan bir dahi'nin sözlerini okuyup size bir şeyler katsın istiyorsanız kitabı okumanızı tavsiye ederim.



29 Ocak 2018 Pazartesi

Beş Sevim Apartmanı - Mine Söğüt


Pürtelaş Sokağı'nda kediler bir gün canhıraş feryatlarla ortalığı inlettiler. Pürtelaş Sokağı'ndaki Beş Sevim Apartmanı'nda tuhaf şeyler oluyordu. Beş pencereli, beş odalı, beş acayip insanın oturduğu Beş Sevim Apartmanı'nda perdelerin arkasında tuhaf şeyler olup bitiyordu. Cinler aleminden gelenler, periler aleminden gelenler, cinperi aleminden gelenler, orada beş garip hikaye yazdılar... yazdılar... yazdılar.

Pardon, altı hikaye yazdılar. Bir de Doktor Samimi ve onun günlüğü var.
Rüyada günlük görmek iyi bir kitap okuyacağınıza işarettir. Rüyada günlük görülse de görülmese de Beş Sevim Apartmanı'nı okumak iyiye işarettir, onu okuyanın gönül gözü açılır, peri kızları rüyasına girer. 
Mine Söğüt ilk romanı Beş Sevim Apartmanı ile okuyanı cinperi alemine götürüyor, uzun bir masal dinletir gibi, anlatır gibi, gösterir gibi.
**

“Belki mucizelere inanmak hasta ruhların en iyi ilacıdır; ama mucizelere kanmak kimi zaman ölümcül bir hastalıktır.”


Beş pencereli ve beş acayip insanın yaşadığı Beş Sevim Apartmanı. Bu apartmanın beş penceresinin kendine özgü birer sırrı var bir de bodrum katında ki Doktor'un. İlk önce bu apartmanın Beş Sevim Apartmanı olmadan önceki halini okuyoruz daha sonra bu hale gelişini ve orada yaşanan tüyler ürpertici olayları...

Mine Söğüt'ün okuduğum ilk kitabı ve tek kelime ile bayıldım! Bu apartmanda yaşananlar,onların hikayeleri hem tuhaf hem de tüyler ürperticiydi...Çünkü işin içinde cinler,periler var... Doktor'un da dediği gibi böyle şeyler kafaya takınca onlara inandıkça onlar var oluyorlar. Eğer kafanıza takacak olursanız kesinlikle gece bu kitabı okumayın. Onun dışında kurgusu,yazarın dili her şey harika. Farklı hikayelerin olduğu bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.



24 Ocak 2018 Çarşamba

'Merhaba' Halikarnas Balıkçısı - İ.Hatice Orman


"Onda öyle bir yürek vardı ki; kuşları, çiçekleri ve insanlarıyla yaradılışın sonsuz sevgisi, yakan kül eden merhameti bu yüreğe dolmuştu da yine az gelmişti. Bu "İnsan ve insanlık uğruna yanmak, tutuşmak, yok olmak istiyorum" diyen bir yürekti."

İlhami Bekir

**

Halikarnas Balıkçısı adıyla bilinen Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın yaşamı,kişiliği,sanatı,yapıtları hakkında bilmek istediklerini bulabileceğiniz bir kitap. Bunun yanında bu kitabın içinde yapıtlarından seçmeler ve başka sanatçıların onunla ilgili yazdığı yazılar da yer alıyor.


"Halikarnas Balıkçısı, Bodrum diye bir yer yaratmış insandır. İnsanlar çoğunlukla doğdukları yerle anılır. Balıkçı ise yarattığı yerle, Bodrum'la anılıyor."

Hepimizin takma adıyla tanıdığı Halikarnas Balıkçısı yani Cevat Şakir, onu ilk tanıdığım ve hayranlık duyduğum romanı Aganta Burina Burinata'dır. Bodruma gittikçe de ona olan hayranlığım daha da artmıştır. Kitapta da yazıldığı gibi Bodrumu yaratan, oranın ağaçlanmasını, farklı çiçeklerin yetişmesini sağlayan ve tüm ömrünü buraya adayan bir kişidir Halikarnas Balıkçısı. Okudukça, hayatı hakkında gerçekleri öğrendikçe ona olan hayranlığınız daha da artıyor. Yukarıda da belirttiğim gibi kitap farklı bölümlerle Halikarnas Balıkçısını işliyor. Onun Bodrum,deniz ve Ege sevdasını okuyorsunuz. Bodrum ve Halikarnas Balıkçısı hayranlığımdan ve kitabın sade dilinden dolayı kitabı çok sevdim. Okumadıysanız okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.




22 Ocak 2018 Pazartesi

Hayvan Çiftliği - George Orwell


Asıl adı Eric Arthur Blair olan İngiliz yazar George Orwell’ın siyasi hiciv tarzındaki kısa öyküsü Hayvan Çiftliği 1945 yılında yayımlanmıştır. Eser, alegorik açıdan zengin bir eserdir ve Sovyetler Birliği, Nazi Almanyası gibi totaliter rejimleri mizahî bir dille eleştirmektedir. Hayvan Çiftliği, özet olarak Stalinizmi yerden yere vururken Sovyetler’in kuruluşundan bu yana gerçekleşen olayları hicveder.
Hayvan Çiftliği eserinde adı geçen karakterlerin büyük bir kısmı domuz, kuzgun, köpek gibi hayvanlardır ve bu hayvanlar Stalin, Lenin, Marx gibi tarihî kişilerin alegorisi niteliğindedir.
Kitabın ilk çevirisi saygıdeğer Halide Edip Adıvar tarafından tercüme edilmiştir. Kitabın günümüzdeki baskısı Celal Üster’in çevirisi ve Can Yayınları’nın özenli çalışmasıyla okuyuculara sunulmaktadır. Kitabın 2016 Türkçe baskısındaki kapak tasarımı değerli sanatçı Utku Lomlu’ya aittir.
George Orwell Hayvan Çiftliği kitabı, yıllardır olduğu gibi bugün de pek çok okulda okutulmaktadır. Kitap, sürükleyici ve mizahi diliyle okurları büyülemeye devam etmektedir.
Romanın 1954 ve 1999 yıllarında çizgi film versiyonları gösterime girmiştir. Roman, ayrıca İngiliz Progresif Rock grubu Pink Floyd’un 1977 tarihli “Animals” adlı albümünün konseptine ilham kaynağı olmuştur.
**

“İnsan üretmeden tüketen tek yaratıktır. Süt vermez, yumurta yumurtlamaz, sabanı çekecek gücü yoktur, tavşan yakalayacak kadar hızlı koşamaz. Gene de tüm hayvanların efendisidir.”

Çiftlikte her şey güzel giderken bir gün domuzun sözleriyle her şey değişir. Bir rüya görmüştür ve İngiltere hayvanlar tarafından yönetilmektedir, hayvanlar da çok mutludurlar. Bu yüzden ellerinden her şeyi alan insanlara karşı dostlarını uyarır ve bir süre sonra hayvanlar ayaklanma başlatır. Çiftlik sahibi Jones ve ekibini çiftlikten kovarlar. Çiftlik artık hayvanlarındır. İsmini değiştirirler, onları köleleştiren her türlü şeyi yok ederler. İlk zamanlar her şey güzel giderken ilerleyen zamanlarda aralarda anlaşmazlıklar başlar. Çünkü insanlardan daha baskıcı ve acımasız bir diktatörlük kurulmuştur artık... 


"Bütün hayvanlar eşittir. Ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşittir"

George Orwell bu kitabın da tarihsel bir gerçeği eleştirmektedir bu da Stalin yönetimidir. Zaten romanın baş kahramanı, önderleri olan domuz onu simgelemektedir. Bunlar hakkında fazla bir bilgiye sahip olmadığım için bu yönetimi eleştiriş şekli hakkında yorum yapamayacağım ama yazılanlara göre bu yönetimi ve Stalin'i çok iyi eleştirmiş. Kitabı günümüzde yaşanılanları göz önüne aldığınız da daha iyi oluyor.Bütün acımasızlıklar yüzümüze tokat gibi çarpıyor aslında.
Klasik bir kitap olmasına karşın dili o kadar sade ve basit ki okurken sayfaların nasıl ilerlediğini anlamıyorsunuz bile. Tek sevmediğim yanı resimler oldu çünkü yerleştirilme şekli çok saçma olmuştu (okursanız ne demek istediğimi anlayacaksınız). Bunun dışında kitabı gerçekten çok sevdim. 1984 kadar hayatımın kitabı demesem de kesinlikle bu kitabı da okumanızı tavsiye ederim.


19 Ocak 2018 Cuma

Macbeth - William Shakespeare



William Shakespeare (1564-1616): Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık 400 yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren bu efsanevi yazar, büyük olasılıkla 1606 yılında yazdığı Macbeth'le "yükselme arzusu ve politik hırsın" kişiyi neye dönüştürebileceğini dünü, bugünü ve yarını kapsayacak bir derinlikle öngörmüştür.
**

“Ama unutma ki bu aşağılık dünyadasın:
Çoğu zaman kötülüğü baş tacı edip,
İyiliği çılgınlık sayan dünyada.”

Macbeth kralın çok güvendiği ve en değerli askerlerinden, dostlarından biridir. Bir gün kralı yemeğe davet ediyorlar. Kral bu daveti geri çevirmez çünkü en sadık dostudur fakat bu yemeğin altında ihanetten başka bir şey yoktur. Bütün ikramlar ve gösteriş biter...artık kralın göreceği bir sabah olmayacaktır çünkü Macbeth ve Lady Macbeth ölüm için planı uygulamaya başlarlar. Macbeth üzülür, vazgeçmek ister fakat Lady Macbeth onu can alıcı noktalarından vurarak planı devam ettirtir. Lady bütün izleri siler ama Macbeth üzüntü içindedir... Bir süre tahtın büyüsüne kapılırlar ta ki yaptıklarını ödeyecekleri gün gelene kadar...


"Ne olacaksa olur, bırak olsun; en kötü gün de sonucuna varır, bırak varsın."

Macbeth, Shakespeare'nin en önemli tragedyalarından biri. Hem çok güzel bir konu hem de çok güzel işlenmiş bu yüzden hayran kalmamak elde değil. Okumaya başladığınız an bırakmak istemiyorsunuz. Macbeth benim için hırsın ve gücün temsilcisi oldu. Bunun yanında kitabı okumadan önce tiyatrosunu izledim ve ilk o zaman bu hikayeye hayran kaldım. Tiyatrosu da kitabı kadar çok güzel. Karakterler, konunun işlenişi güzel bir şekilde anlatılıyor ve kostümden dekora size görsel bir şölen sunuyorlar. Hayatımda gittiğim tiyatrolardan en güzel dekora sahip olan kesinlikle Macbeth idi. Önce tiyatroya gidip sonra kitabını okumak daha güzeldi çünkü okudukça bütün oyun gözümde canlandı. Eğer kitabı okumadıysanız okumanızı ve tiyatrosuna gitmediyseniz Şehir Tiyatrolarından en kısa zamanda biletinizi alıp izlemenizi kesinlikle tavsiye ederim.







7 Ocak 2018 Pazar

Kuşlar Yasına Gider - Hasan Ali Toptaş


Pırıl pırıl ışıyan Türkçesiyle Hasan Ali Toptaş, Kuşlar Yasına Gider'de romancılığına yeni bir boyut katıyor: anlatmıyor, söylemiyor; nefeslendiriyor. 

Kadirşinas otlarının mırıltısını, of dememenin ilmini, eldeyken kıymetini bilmenin erdemini, ömürden giden günlerin sabrını okudukça zihnimiz, gönlümüz havalanıyor. 

"Babalar, alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır" sözü yankılanıyor kulaklarımızda. 

Kuşlar Yasına Gider; atların koşması kadar doğal, kaleme iç çektirecek kadar merhametli bir roman.
**

“Ben az öteden, onlara bakıyordum o sırada; kısa görünen uzun bir cümleye, etkisi aylar sonra hissedilecek olan hüzünlü bir sahneye ya da derinliği yüzeyine gizlenmiş, kenarları günlük hayatın meşgalesiyle çevrili muhteşem bir resme bakar gibi bakıyordum.”

Roman kahramanlarımızdan Aziz Bey protez bacağını yaptırmak için Denizliden Ankara'ya oğlunun yanına gidiyor. Oğlu babası için elinden gelen her şeyi yapmaya çalışır ama babası onlara yük olduğunu düşünür ve memleketine geri döner. Fakat oğlu babası her kötüleştiğinde ve onu merak ettiğinde yanına gider. İşte hikaye hep Ankara-Denizli hattı içerisinde geçiyor ve Aziz Bey'in insanlığa ait iyiliklerini,konuşmalarını, bir evladın babası için onu rahat ettirmek için verdiği çabayı göreceksiniz.


" Babalar, alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır."

Hasan Ali Toptaş'ın okuduğum üçüncü ve aralarından en çok sevdiğim kitabı oldu. Hasan Ali Toptaş'ın öyle naif öyle duru bir dili var ki anlattıkları hikayelerde geçen duyguları iliklerinize kadar hissedebiliyorsunuz. Bu kitabı da aynen öyle ve sonu,yaşanacakları bile bile kendinizi hazırlıyorsunuz sona. Özellikle evladın babasına beslediği o sevgi ve düşkünlüğü beni çok etkiledi.İçinizi ısıtacak ve yeri gelince hüzünlendirip ağlatacak bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.